Heyecanınızı anlıyorum. Hayat, ima ettiğiniz doğrusallıkta ilerleseydi bu tip çıkarımları yapmak tabii ki basit olurdu. Bazen kafamızdaki neden sonuç ilişkileri, hayatta düşündüğümüz biçimlerde gerçekleşmiyor. Hayat bu denli karmaşık olunca, insanlar olarak bizler karmaşık sorunlarla ilgili çıkarımlarda bulunmak için (bu çıkarımlar her zaman doğru olmasa da) en kolay ulaşabileceğimiz aracımızı, tecrübe birikimimizi kullanıyoruz. İnsan, tecrübeli olduğu konularda bile yanlış çıkarımlarda bulunabiliyorken, tecrübe birikimi kısıtlı olan konularda yanlış çıkarımda bulunma olasılığı çok daha yüksek oluyor. Bu işin güzel bir tarafı var ki çıkarım yapmak için bir kişi kendi tecrübelerinin yanında başka insanların da tecrübelerini kullanabilmekte. Bu kadar çok "hayat" ve "insan" kelimeleri yazıda geçince hayat dersi veriyormuşum gibi anlaşılabilir, anlaşılmasın. Bunlar hep bildiğiniz şeyler zaten. Ama belki de farkında olamıyor(sun)uz her zaman(?)
Yolun başı üniversite değil, çok daha öncesidir. Üniversiteye gelen insanların "kötü" diye tabir ettiğiniz alışkanlıklarından sıyrılıp, hemen akıl oyunlarına yönlenmelerini beklemek pek akılcıl gözükmüyor. Bunun yerine, sosyal bir aktivite olarak nitelendirilebilecek go oyununu diğer bir sosyal aktivite olarak nitelendirilebilecek "kafe köşelerinde batak oynamaya" muadil olarak öne süreceksek goyu daha küçük yaşlardaki insanlara sunmamız gerekir. Bu sayede daha bu insanlar "kötü" alışkanlıklarla kirlenmemişken hayatlarındaki boşluklar doldurulabilir.
Bir diğer açıdan bakarsak, go böyle bir misyon edinecekse kendi başına edinemez. İnsanlar küçük yaşlarda go, satranç, dama, briç gibi akıl oyunlarının yanında tiyatro, müzik, resim, sinema, heykel, dans vs sanatın her dalına ulaşabilme imkanı olmalı ve bir kaçı ile ilgilenebilmeli.
Go oynamak için bir insanın "ÖSS derdinden kurtulmuş!" olması gerektiği düşüncesi de pek doğru değil. Lisede bol bol go oynadığı halde ÖSS'de çok iyi sonuç almış kişileri biliyorum, tanıyorum. "ÖSS derdinden kurtulan kişiler, go oynadıkları takdirde bölümlerinde başarısız olurlar" sözü ne kadar gerçeği yansıtıyorsa, go oynayan birinin ÖSS'de başarısız olacağı da o ölçüde doğrudur. Eğer bunlar doğruysa goyu hiç oynamayalım ki mesleklerimizi hakkını vererek yapabilelim.
Çevrenizdeki genç insanlarda farkındalık yaratma çabanız takdire değer. (Ama lütfen bu çabanızı sadece 18-20 yaş aralığındakiler için yapmayın. Ben de sizi, geniş dünya görüşünüzü daha küçük yaştakilerden de esirgememeye davet ediyorum!) Burada düşüncelerinizi paylaşma isteğinizse ayrıyeten değerli. Fakat buluşmalarla ilgili yorum ve önerilerde bulunmadan önce biraz daha bilgi edinmeyi tercih ederseniz daha olumlu sonuçlar elde edebileceğinizi düşünüyorum.
Dayatma konusunda mübalağa yaptığınızı var sayıyorum. Ama yine de "Zorla güzellik olmaz." sözünde yatan erdemliliğe dikkat çekmek isterim. Benim yaklaşımım her yaştan, her türlü insanı toplantılara davet etmek yönünde.
Ek olarak... Bugün İkaros'un yeni yerine gittim. Gördüğüm kadarıyla go oynamak için oldukça uygun. İleriki zamanlarda müşteri sayısı artar da ortamda değişiklik olursa Orta Dünya ile pek farkı kalmayabilir. Ama dediğim gibi şu an oldukça uygun.