Merhaba,
22-23 yaşında, go oynamayı tercih etmiş bir gençten bu düşünceleri duyduğumda tüylerim diken diken oldu ve go,sanat veya spordan ziyade yaşadığım ülke adına çok daha farklı konulara odaklanmadan edemedim.
Yazımdaki teknik detaylar için;
Örnek ülkeleri keyfiyen seçmedim daha önce örnek verilen ülkelere devam ettim. Farklı ülkeler seçseydim bu sefer keyfi olurdu.
Şehirler arası seyahat dışında go turnuvası organize etmenin herhangi bir mali külfeti yoktur. Oyuncu sayısı artmış olsa lokal turnuvalar artacak ve şehirler arası seyahatin gerçekleşmesi çok da elzem birşey olmayacaktır. -ki illaki zenginlikle kıyaslamasını yapmak istiyorsanız kişi başı milli gelir olarak bakarsak 2012 IMF verilerine göre Türkiye Dünya ortalamasının üstündeki ülkeler içinde yer alır ve Türkiye 14,995 dolar ile 64. sırada iken Romanya, 12.898 dolar ile 72. sıradadır.
Eğer pozitif yönde gelişmek amaçsa, bahane aranmaz başarılı örnekler incelenir ve sadece gelişim düşünülür.
Tüylerimi diken diken eden genç arkadaşımızın örneklerine gelince aşağıdaki bilimsel makale alıntısı dışında bir şey söylemek gerçekten anlamsız. Aşağıdaki yazı farklı psikologların konu ile ilgili açıklma ve örneklerinden tamamen altıntıdır.
…………………………………………………………………………………………………………
Çaresizlik; Elinizde olmayan olaylar karşısında elinizden bir şey gelmeden öylece bakakalmak. Çözüm üretememek ve seçeneklerinizin olmaması.
Öğrenilmiş çaresizlik; Organizmanın davranışlarıyla olumsuz bir sonucu kontrol edemeyeceğini öğrenmesinden sonra, davranışlarıyla olumsuz sonucu ortadan kaldırabileceği durumlarda gereken çabayı gösterememesi olarak tanımlanır. Öğrenilmiş çaresizlik, çaresizlikten daha tehlikeli bir durumdur.Çaresizken çaresiz olduğunuzu bilirsiniz. Fakat çaresizliği öğrendiğiniz zaman çaresizlik sürecini uzatmış olur ve yaşayan bir ölü haline gelirsiniz.Öğrenilmiş çaresizlik bir depresyon sürecidir.
KÜÇÜK BALIKLARI YİYEMEYEN KÖPEKBALIĞI
Araştırmacılar bir köpekbalığını oda büyüklüğündeki bir cam bölmeye koymuşlar. Cam bölmenin diğer tarafında da balıklar var. Köpekbalığı ne tarafa gitse cam bölmeye çarpmış. Bir süre sonra cam bölmeye çarpmamayı öğrenmiş. Çünkü ne kadar uğraştıysa da diğer taraftaki balıklara ulaşamamış. Köpekbalığı 21. günden sonra cam bölmelere hiç çarpmamayı öğrenmiş. Bunun üzerine cam bölmeyi çıkarmışlar. Köpekbalığı oralı bile olmamış. Kendisinin sadece o bölme alanına kadar yüzebileceğini sanıyormuş. Artık diğer balıkları yiyemeyeceğini anlamış ve balıklara dokunamamış. Çünkü köpekbalığı çaresizliği öğrenmiş.
FİLLERİN KIRAMADIĞI İNCE ZİNCİRLER
Sirklerde tonlarca ağırlığındaki fillerin ayaklarında ince bir zincir olduğunu gören küçük bir kız babasına sorar. Neden bu fillerinin incecik zincirleri kırıp kaçamadıklarını merak eder. Babası bu durumu küçük kızına şöyle açıklar. “ Bu filler henüz yavruyken ayaklarına kaçamayacakları kalın zincirler bağlanır. Bir süre kaçmaya çabaladıktan sonra filler çaba harcamayı bırakıp durumu kabullenirler. Şimdi büyüyüp dev canlılar olduklarında da bu durum değişmez. Bir kere çaresiz olduklarını ve ne yaparlarsa yapsınlar kaçamayacaklarını öğrenmişlerdir. Koşullar değişse de bilgi değişmez. Onları kaçmaktan alıkoyan asıl zincir beyinlerindedir.”
…………………………………………………………………………………………………………………………...
Türkiye Go'sun da daha ilginç olan bir konu ise "öğrenilmiş çaresizliğin" öğrenilmesi durumudur. Deneye maruz kalan fil yeni nesile de aynı "öğrenilmiş çaresizliğini" öğretmektedir. Genç arkadaşımızın düşüncesine göre Türkiye Go’su için son 2 örnekten de pozitif bir çıkarım yapılamazsa, sanırım daha farklı psikolojik tespitlere yönelmek gerekicek.
Türkiye Go'sun daki gelişimi tariflmeye gelince; yıllar önce verdiğim fakat yeni nesil go oyuncuları için ihtiyaç hissettiğim örneğimi yinelemek gerekiyor.
Bir çok insan Anadolu'da yol kenarında yürürken tam da yol dibinde çıkmış ve yola eğilmiş hatta yoldan geçen araçlara değen kayısı ağaçlarının hangi nedenle oraya dikildiğini anlayamaz ve garipserler. Halbuki bir çok kişi onların; Kayısı toplamış ve kayısı çantası ile eve dönen birinin yediği kayısıların çekirdeklerini yere atması ve yıllarca geçen süreçte "yağmur, güneş ve zaman" değişkenleri ile sadece yoldan geçenlere eğilen bir meyve ağacı olmaktan öteye geçemediğini tahmin edemez.
Türkiye Go'su nun gelişimi bu kayısı ağacından daha kurumsal, bilinçli, emek içeren ya da fonksiyonel değildir.
İyi oyunlar, ge.